Türkiye'nin En İyi Paylaşım Sitesine Hoşgeldiniz
Forumdan yararlanmak için üye olunuz!!!

Türkiye'nin En İyi Paylaşım Sitesine Hoşgeldiniz

gєℓ∂ιğιηιz ιçιη тєşєккüяℓєя...
 
AnasayfaGirişTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yapanasayfa

Paylaş | 
 

 DİNİ BİLGİ

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Blood_Hawk
Üye
Üye
avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 721
Yaş : 23
Nerden : toilet
Lakap : haykopat
Kayıt tarihi : 22/09/08

MesajKonu: DİNİ BİLGİ   Salı Ekim 28, 2008 7:13 pm

İslami Kişilik

Kur'an'ı Kerim'de zikredilen peygamber kıssalarını ve Resulullah'ın (s.a.v.) tevhid mücadelesini inceleyen kardeşlerimiz, bütün peygamberlerin Sünnetullah gerçe­ğinden hareket ettiklerini müşahade edeceklerdir. Tevhi­di hareketin kalkış noktasında toplumların akıbetiyle ilgili Sünnetullah'ı esas alan bütün peygamberler, kavimleri­ni İlahi hükümlerle sadece Allah'a kul olmaya davet etmişler ve bu daveti götürdükleri kavimlerine; "Size açıkça bildirilen İlahi daveti kabul etmeyip yalanlarsanız, İlahi daveti yalanlayan önceki kavimlerin helak olduğu gibi mutlaka siz de helak olacaksınız" diyerek, onları Al­lah (c.c.)'ın kesin ve değişmeyen sünneti ile uyarıp-ikaz etmişlerdir.



Müstekbirler ve müstekbirleri destekleyen mustazaflar Allah (c.c.)'ın hükümlerine davet edilmekte ve da­veti kabul etmeme durumunda yine Allah (c.c.)ın tehdidi ile karşı karşıya getirilmektedirler. İlahi daveti gündeme getiren peygamberler ise sadece bir uyarıcı, bir korkutu cu durumundadırlar.,



Artık sen öğüt verip hatırlat. Sen ancak öğüt verici hatırlatıcısın. Onlara zor ve baskı kullanıcı değil­sin. 88-Ğaşiye 21.22



Bilindiği gibi Resulullah (s.a.v.) son peygamberdir. Şanı yüce Rabbimiz zamanımıza yeni bir peygamber göndermeyecektir.



Peki neden ?



Resulullah (s.a.v.) neden son peygamberdir?



Evvel ve ahir ilmi ile yaşadığımız dünyadaki insan­ların böylesine zelil bir duruma düşeceğini bilen Rabbi­miz, yeni bir peygamber göndermeyerek bu insanları başıboş mu bırakmaktadır?



Elbetteki hayır..



Ayrıca günümüzdeki insanları uyarıp korkutmak için yeni bir peygambere gerek de yoktur. Çünkü Resu­lullah (s.a.v.) efendimizle birlikte gönderilen Rabbani mesaj ilk günkü tazeliği ve temizliği ile elimizde bulun­maktadır. Bu Rabbani mesajın nasıl ve ne şekilde gündeme getirileceği ise Resulullah (s.a.v.)'in sünnetin­de örneklendirilmektedir.


Efendimiz (s.a.v.)'in son peygamber olmasının ve Kur'an'ı Kerim'in Rabbimiz tarafından korunmasının hik­metini bir arada değerlendirirsek, Rabbani görevimizi açıkça kavrayabiliriz. Yaşadığımız dünyadaki müstekbirleri ve mustazafları uyarıp korkutarak kurtuluşa çağırma eylemi, son Peygamber (s.a.v.)'e ümmet olma bilincindeki dünya müslümanlarını muhatap almaktadır.



Rabbani mesajı net ve açık bir şekilde gündeme getirecek olan bu müslümanların, cahili birikimlerden arınarak İslam'i bir kişiliğe kavuşmaları gerekmektedir, cahili toplumlarda yetişen müslümanlar, bilerek veya bilmeyerek cahili kültür ve eğitim faaliyetlerinin tesirinde almaktadırlar. Cahili sistemlerde yetişmelerine rağmen Allah (c.c.)'ın lütfü ile bazı gerçekleri idrak eden ve dolayısıyla İslam'a gönül veren bazı kardeşlerimizde cahi­li değer ölçülerinden ve cahili yaklaşımlardan kaynaklanan değişik tavırlarla karşılaşılmaktadır. Bu kardeşlerimiz her fırsatta "Allah (c.c.)'ın rızası için ne ya­palım?" sorusunu sormaktadırlar. Oysa Allah (c.c.)'ın rızası için bazı eylemlere talip olan bu müslümanların öncelikle Allah (c.c.)'ın emrettiği kişiliğe sahip olmaları gerekir. Çünkü gayri İslam'ı kişiliklerle, İslam'ı eylemlerin yerine getirilmesi, getirilebilmesi mümkün değildir.



Daveti kabul eden müslümanların İslami bir kişiliğe kavuşabilmeleri için Rabbani değer ölçülerine sahip çıkarak cahili birikimleri terk etmeleri gerekmektedir. Nite­kim Kur'an'ı Kerim'de bu durum dikkate alınmakta, dave­ti kabul eden müslümanlardaki cahili birikimlere Rabba­ni değer ölçüsü ile müdahale edilmektedir.



Müslümanın yetişmesini ve yetiştirilmesini içeren bu İlahi metodun, müslümanlarca dikkate alınması ge­rekmektedir. İlahi daveti kabul ederek İslam dairesine gi­ren müslümaniarı muhatap alan ayet-i kerimeler kendi bütünlüğünde ve nüzul esprisi dikkate alınarak incelen­diği zaman, daveti kabul eden bir müslümanın kâmil bir müslüman durumuna gelebilmesi için nasıl bir metod ta­kip edildiği açıkça müşahade edilecektir.



Müslümanların bilgi ve şuur seviyelerini yükseltme gayesiyle değişik faaliyetlerde bulunan kimselerin büyük çoğunluğu gelişi güzel bir program takip ettikleri için, muhatap aldıkları müslümaniarı karmaşık bir yapıya sürüklemektedir. Takip edilen bu faaliyet programlarına "gelişigüzel" dememizin nedeni, bu programların mak­satsız oluşu ve daha da önemlisi Kur'an'ı Kerim'de be­yan edilen eğitim metoduna mutabık olmayışıdır. Tabi ki birbirinden kopuk, maksatsız ve istikrarsız olan bu çalışmaların, müslümanları arzu edilen bir duruma ge­tirmeyeceği aşikârdır.



Kur'an'ı Kerim'de müslümanları muhatap alan ayet-i kerimeler sadece bilinçle ilgili olmadığı gibi sade­ce tavırla da ilgili değildir. Ancak bilinçle ve tavırla ilgili olan ayet-i kerimeler genel nüzul sırasına göre değerlendirilirse, bu ayet-i kerimeler arasında ahenkli bir bütünlük olduğu müşahade edilir. Entellektüel zihniye­tin tesirinde kalarak, müslümanların bilgi ve şuur sevi­yelerini yükseltmek için çok yönlü program takip eden kimselerin bu konuya önemle dikkat etmeleri gerekir. Çünkü müslümanlara şuur ve bilinç telkin eden ayet-i kerimeler maksatlı ve hikmetli bir seyir takip etmektedir. Müslümanlardan bulundukları aşamada hangi hak tavır istenecekse, bu hak tavrın bilgisi ve şuuru verilmektedir. Müslümanlardan bulundukları aşamada istenecek olan davranışın bilgisi ve şuuru verildiği gibi, bilgisi ve şuuru verilen davranış mutlaka emredilmektedir. İslam'da gündem anlayışı bu bilinçle ortaya konmaktadır. Müslümanlardan istenecek olan davranışın bilgisi ve şuuru verilmekte, bilgisi ve şuuru verilen davranış ise mutlaka emredilmektedir.



Bu önemli hususu İdrak eden kardeşlerimiz, müslümanlara bilgi ve şuur vermek için yürütülecek olan faaliyetlerin hangi maksada binaen yürütülmesi gerektiğini de idrak edeceklerdir.



Bu maksat,



Müslümanların bulundukları aşamada emredile­ni veya nehy edileceği davranışlarla ilgilidir.



İslam adına insanlara ulaştırabileceğimiz birçok gerçekler vardır. Bu gerçeklere gelişi güzel yaklaşmak ve bu gerçekleri gelişi güzel gündeme getirmek, Kur'an'ı Kerim'de beyan edilen Rabbani metoda uygun değildir. Böyle bir yaklaşım Rabbani metoda uygun olmadığı için, gündeme getirilen hükümler Rabbani hükümler olsa dahi bu hükümlerin hikmeti ile karşılaşabilmek mümkün değildir. Çünkü Rabbani bir hükmün hikmeti ile karşılaşabilmek için, bu hükmün zamanında ve mekânında gündeme getirilmesi gerekmektedir. Bütün bunları dikkate alarak müslümanlardan bulundukları aşamada Allah (c.c.) için istememiz gereken davranış ne ise, bu davranışın bilgisini ve şuurunu vermekle yüküm­lü olduğumuzu idrak etmeliyiz.



Bazı kardeşlerimiz muhatap aldıkları insanlardan, bilgisini ve şuurunu tebliğ etmedikleri davranışları bekle­mektedirler. Oysa muhatap aldıkları insanlardan, ver­medikleri bir şeyi beklemeye hakları yoktur. Muhatap aldıkları insanlardan Allah (c.c.) için hangi davranışı isteyeceklerse, bu davranışın bilgisini ve şuurunu verme­leri ve ayrıca bu davranışa engel olan cahili birikimleri izale etmeleri gerekmektedir.



Genel olarak verdiğimiz bu örnek, söz konusu yanılgının bir yüzünü teşkil etmektedir. Yanılgının öteki yüzünde ise entellektüel zihniyetin tesirinde kalan kardeşlerimiz bulunmaktadır. Bu kardeşlerimiz her islami gerçeği yazmayı, okumayı, konuşmayı İslami bir vecibe telakki etmektedirler. Basın yayın dünyasında bu gibi olaylarla devamlı karşılaşılmaktadır. Recm meselesi İslam devleti için bir problem değil iken, bırakın devlet olmayı cemaat olmayan müslümanların gündemine girmekte ve aylarca tartışılmaktadır. Recm meselesi İslami bir mesele olmasına rağmen bu meselenin söz konusu müslümanların gündemine girmesine "islamidir" diyemeyiz.



Rabbani bir maksadı gözetmeden gündeme giren mesele sadece recm meselesi mi?



Ebetteki değil..



İçinde bulundukları durumu idrak etmeden savaş hükümlerine ve savaşla ilgili örneklere ağırlık vererek müslümanları teşvik ettikten sonra, içinde bulundukları durumu hatırlayarak; "Tabi ki şimdi durmamız gerek" di­yen kimselerde de aynı şaşkınlık bulunmaktadır. Bunlar bir ayağı ile gaza, bir ayağı ile frene basan acemi şoförler gibidir!. Muhatap aldıkları insanlara ne için, ne sunduklarının idrakinde değildirler.



İlahi daveti gündeme getirecek olan öncü müslü­manlann net bir İslami kişiliğe kavuşabilmeleri için yine Kur'an'ı Kerim'de beyan edilen terbiye metodunun esas alınması gerekmektedir. Daveti kabul eden bir müslümanın, cahili birikimlerden arınarak kamil bir müsiüman durumuna gelebilmesi için takip edilmesi gereken bu terbiye metodu, birbirine bağlı ve aşamalı bir gelişim göstermektedir. Hangi durumlardaki müslümanlara, hangi aşamalarda ne gibi meselelerin götürüleceği ve bu müslümanlara hangi tavırların yükleneceği söz ko­nusu eğitim metodunda beyan edilmektedir.



Bütün İslami hareketlerde daveti gündeme getiren ve davete icabet eden veya harekete yön veren ve yön verilen olmak üzere iki kesim bulunmaktadır. İlahi daveti gündeme getirerek harekete yön veren öncü müslümanların sorumluluğu, davete icabet eden ve kendilerine vaziyet edilen müslümanların sorumluluğundan çok daha fazladır. Dolayısıyle öncü müslümanlara yükle­nen bazı Rabbani yükümlülükler sadece bu müslü­manları mükellef tutmakta ve hareketin belli bir aşamasına kadar genele şamil kılınmamaktadır. Tabi ki bu yükümlülüklerin yerine getirilebilmesi için, bu yükümlülüklerle mükellef olan öncü müslümanlann iman, sabır, tevekkül ve merhametle ilgili konularda ol­gunlaşmaları gerekmektedir.



Bu gibi konularda olgunlaşan ve Sünnetullah'a yakinen iman eden müslümanlar, İlahi daveti dünya müstekbirlerine ve mustazaflarına götürmeye namzet olan müslümanlardır. Allah'a ve Sünnetullah'a iman eden ve bu İlahi sünnet istikametinde hareket eden Müslümanların durması veya durdurulması mümkün değildir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ŞeHz4D€..!
Üye
Üye
avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 847
Nerden : goradan xD
Kayıt tarihi : 19/09/08

MesajKonu: Geri: DİNİ BİLGİ   C.tesi Kas. 08, 2008 6:50 pm

paylaşım için tşkler...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://zeytinliyiz.benimforum.org/
 
DİNİ BİLGİ
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Türkiye'nin En İyi Paylaşım Sitesine Hoşgeldiniz :: İslam :: Dini Konular ve Yazılar-
Buraya geçin: